Yazı Detayı
26 Haziran 2019 - Çarşamba 17:35 Bu yazı 257 kez okundu
 
Uyuşturucu İle Mücadelede Ailenin,Akrabalığın Önemi ve Yeri
Hasan Basri DİKİŞCİ
hasanbasridikisci@gmail.com
 
 

Değerli dostlarım, bu gün yani 26 Haziran dünya uyuşturucu ile mücadele ve bilinçlenme günü. Dünyaca farkındalık üretebilmek adına her sene sempozyumların konferansların düzenlendiği, ama maalesef medyada ve toplumda yeterince karşılığının olmadığı bir gündür. Maalesef toplumumuzun, özelliklede genç nesillerin kanını emmekte olan bu yaraya kendi yakınlarımıza ulaşana kadar sessiz kalıyoruz. Aslında kulaklarımız tıkadığımız bu olgu çığlık çığlığa haykırarak yanıbaşımızda durmakta ve herkesi tehdit ettiği kadar bizlerinde ailelerini ve gençlerimizi hedef almaktadır. Yanıbaşımızda diyorum çünkü uzmanların yaptığı araştırmaya göre; Sağlık Bakanlığı’nca uyuşturucu ile mücadele kapsamında belirlenen bağımlılık faktörleri arasında aile kavramı, muazzam derecede ön plana çıkmaktadır. Hatta ve hatta bireysel faktörleri de inceleme altına aldığımızda, aslında bireysel gibi görünen ama dolaylı yollardan yine aile yapısına dayanmakta olan sebepler görmekteyiz.

 

Neyseki bu konuda yalnız değiliz dünyada ve yurdumuzda bu konu ile alakalıçalışmalar yürüten organlar ve birimler mevcut. Sosyal sorumluluk projeleri ile bu hataya bir şekilde bulaşmış insanlara ve topluluklara yardım etmektedirler. Bunların ülkemizdeki en önemlisi ise Sağlık bakanlığımız tarafından oluşturulan ALO 191 isimli Uyuşturucu İle Mücadele ve Destek Hattı’dır.

 

 

Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen ve internet platformunda belirtilen bağımlılığa neden olan riskli faktörlere şöyle bir göz attığımızda gördüğümüz tablo şöyle ki;

 

1- Bireysel Faktörler
.Genetik yatkınlığının olması,
.Okula devamsızlığının yüksek olması,
.Okul başarısının düşük olması,
.Psikiyatrik hastalıklarının olması,
.Benlik saygısının düşük olması,
.Okulda ve sosyal çevresindeki akran gruplarına kabul edilmemesi,
.Madde kullanan akranlarla ilişki kurması,
.Suç işleyen kişilerle arkadaşlık kurması,
.İstismara uğramış olması,
.Travma gibi faktörler etkili olmaktadır.

 

2- Ailesel Faktörler                      
.Olumsuz ebeveyn modeli,
.Uyuşturucu maddenin zararı konusunda ailenin düşüncesi,
.Aile içi denetimin iyi olmaması,   
.Kaotik aile yapısı,
.Aile içi şiddet, 

.Ebeveyn-çocuk iletişiminde yetersizlik,

.Aile içerisinde öfke kontrolünün olmaması,
.Ebeveyn-çocuk arasında yakın ilişkiler kurulamaması,
.Pasif aile yapısı,
.Aile denetiminin yetersiz olması çocuğun tütün alkol ya da uyuşturucu madde
kullanmaya başlamasında önemli bir faktör olduğu belirlenmiştir.

 

3- Sosyal ve Çevresel Faktörler


.Yasaların yaptırım ve denetim eksikliği
.Alkol ve Madde kullanımını destekleyen sosyal etmenler
.Uyuşturucu maddeye ulaşılabilirliğinin kolay olması
.Yoksulluk ve gelir dağılımında aşırı dengesizlik
.Göç    
.Medya ve internet etkisi
.Alkol ve madde kullanan medyatik kişilerin etkisi

 

Maddeleri dikkatli okuduğumuzda bireysel faktörlerde belirtilen bir çok konunun,aslında aile içi eğitim ve ilgi eksikliği, yine aile içi kaos ortamının hakim olmasıyla ortaya çıkan bireysel travmalar sonucu bireyselliğe dönüşen etmenler olmasıdır. Burada dikkat etmemiz gereken ve bizi ilgilendiren asıl konu ise şunu unutmayın ki her çocuk henüz kendi yeterliliklerinin farkında olmadığı için kendince bir kahraman veya bir idol belirleyip kişiliğini onunla özdeşleştirir. Hayatına yön verirken büyük bir ölçüde bu kişiliklerin kendinde yansımasını ortaya koyarak bende hayatın içinde varım demenin hal diliyle anlatımı yansıtmaktadır.

 

Aile içerisinde genel huzur ve eğitim düzeyi yeterli derecede hakim değil ise çocuklarımız burada bulamadıkları kahramanlarını dışarıda aramaya başlayacaklardır.Özellikle de ergenlik süreci bu konuda çok tehlikeli bir süreç çünkü; Ailede aradığını bulamayan çocuk ailesini yetersiz kendini haddinden fazla yeterli görmeye başlayacaktır. Tam tersine dışarıda gerçek manada yetersiz olan ama sokak jargonunda keskin bir duruş sergileyen karakterlerin güçlü gibi görünme büyüsüne kapılıp kendini yetersiz görerek peşi sıra gitmesine sebep olmaktadır.

 

Bu nedenledir ki öncelikle her ailede yaşanılması muhtemel sorunlarımızı mümkün olduğunca çocuklarımızdan uzak tutmalıyız. Veyahut onları kötü yönde etkilemeyeceğini düşündüğümüz sorunları, birey olduklarını hissettirebilmek adına onlarla paylaşıp görüşlerini alıp ailemizin birer parçası haline getirmemiz gerekmektedir. Burada dikkat edeceğimiz bir diğer husus ise hassas terazi ayarları gerektirdiğidir. Çünkü çocuklarımızı serbest bıraktığımızda boşluğa düşmeleri gibi boğarmışcasına bir ilgi de aynı etkiyi yapabilmektedir. 

 

Esas olması gereken çocuğumuzun neye ne kadar tepki verebildiğini onu tanıyarak belirlememizdir. Varlığımızdan bunalmamalılar ama gölgemizi daima hissetmeliler. Ve aynı zamanda bunların hepsi gerçekleşirken, onlara güven duyduğumuzu da sık sık anlamalarını sağlamalıyız. Nitekim kendine güvenen bireyler başka kişilerin saçma tesirlerinden her zaman kolay kurtulurlar.

 

Son olarak şunu söylemeliyim ki sadece çekirdek aile kavramından ziyade akrabalık ilişkileri ve onların ilgi alakaları da büyük ölçüde kişisel gelişime ve mutlu bireylerin hayata kazandırılmasında önemli bir rol oynuyor. 

 

Kaynak : https://alo191uyusturucu.saglik.gov.tr ( Ergenlik döneminde riskli faktörler nelerdir)

 
Etiketler: Uyuşturucu, İle, Mücadelede, Ailenin,Akrabalığın, Önemi, ve, Yeri,
Yorumlar
Haber Yazılımı