Haber Detayı
21 Haziran 2019 - Cuma 17:03 Bu haber 359 kez okundu
 
Sinemada bu hafta | 21 Haziran
YAŞAM Haberi
Sinemada bu hafta | 21 Haziran

MURAT ÖZTEKİN ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL!
Animasyon filmlerin artık sadece küçüklere göre olmadığı hususunda sanırım hemfikiriz! Görünüşü çocuksu, mesajları ise çok ciddi olan filmler denilince “Şrek”, “Yukarı Bak” ve “Minyonlar” gibi bir çırpıda sayabildiğimiz eserler var. Uzak Doğu’da yapılan ciddi yapımlar, hesabın içerisinde değil bile… Hakkını teslim etmek gerekirse büyüklerin animasyon filmlere olan peşin hükümlerini kırmada Pixar’ın imal ettiği “Oyuncak Hikâyesi” (Toy Story) serisinin de payı büyük. Tamamen bilgisayarda çizilen ilk sinema filmi olarak 1995’te seyirciyle buluşan seri, oyuncakların eğlenceli dünyasına bizi dâhil etmekle kalmadı, beyazperdede yeni kapıları açtı... Ele aldıklarıyla önce miniklere dokunan film, sinemaya ebeveyn olarak gelen seyircileri de unutmadı; böylece büyük rağbet gördü. Andy adlı çocuğun oyuncaklarının dünyasına girdik evvela; geleneksel oyuncaklarla modern olanların rekabeti yaşandı, 1999’da çekilen ikinci filmde kıymeti anlaşılan oyuncaklar, bir koleksiyoncunun elinden kurtulma çabası verdi. Üçüncü filmde kocaman adam olup üniversitenin yolunu tutan Andy, kadim dostlarının çöpe gitmesine mâni olmak için onları küçük Bonnie’ye teslim etti. Şimdi yönetmenliğini Josh Cooley’nin yaptığı “Oyuncak Hikâyesi 4” filminde macera kaldığı yerden devam ediyor... ʹOyuncak Hikayesi 4ʹ vizyona giriyor BÜYÜKLERE MASALLAR…
Hikâyeye temas edecek olursak: Oyuncakları emanet alan minik Bonnie, başta “Şerif Woody” oyuncağını olmak üzere, bazı karakterleri hiç oynamayarak tozlanmalarına sebep olur. Ama oyuncak Woody, minik kıza küsmek yerine tıpkı Andy’ye yaptığı gibi ona “baba” olmaya çalışır. İlk defa okula başlayan Bonnie, çöpten çıkardığı şeylerle kendi kendine “Forky” adlı bir oyuncak yapar ve ona bağlanır. Ancak “Forky” kendisini bir oyuncak gibi değil, atık olarak hisseder, sık sık çöpe kaçar. Hâl böyle olunca kocaman yürekli oyuncak Woody, dışlanmışlığını unutup “atık oyuncağı”, Bonnie’ye ısındırmaya çalışır. Bir ebeveyn gibi arkasında döner. Ancak aile, bir yolculuğa çıkar ve oyuncaklar da buna dâhil olur. Wood, “Forky”ye sahip çıkmaya çalışırken tehlikeden tehlikeye atlar. Nihayetinde yeni birliktelikler doğar... BU ʹHİKÂYEʹ BİTER Mİ?
“Oyuncak Hikâyesi 4” neredeyse bütün Pixar filmlerinde olduğu gibi birçok nesli beyazperde karşısında cem edebilen bir eser. Minik kız Bonnie’nin maceralarıyla çocukları tesir altına alıp âdeta ona ebeveyn gibi davranan oyuncak Woody ile büyükleri bağlıyor. Seri ile büyüyen ve şimdi kocaman adam olan kişilere de nostaljik bir yolculuk vadediyor.
Filmde Woody adlı oyuncağın çabaları üzerinden, çocuklarına kol kanat germeye çalışan anne babaların kendilerini görmesini sağlıyor. Animasyon filmde zaman zaman gerçeklik duygusunu kaybedebileceğiniz müthiş bir görsel işçilik göze çarpıyor. Filmdeki flört hikâyesi de benzeri bir çabanın mahsulü gibi duruyor ama çocukların seviyesinin üzerinde kalıyor!
Buna rağmen dokuz sene sonra Andy’nin maceralarından sonra kendini sıfırlayarak gelen film, yeni bir karakter meydana getiriyor ama yeni bir hikâye değil... Bu sebeple ışıklar yandığında eğlenmiş bir şekilde sinemadan ayrılsanız da, bu “hikâye” hakikaten devam etmeli mi diye düşünmeden edemiyorsunuz… AYRILIK YAZDAN DAHA YAKICI...
Valeria Bruni Tedeschi, oyunculuğunun yanı sıra yönetmenlik yaptığı işlerle de adından söz ettiriyor. İtalyan kökenli Fransız kadın sinemacı, son filmi “Yazlık Ev”de ise hem direktörlük hem de oyunculuk kabiliyetlerini birlikte sergiliyor. Valeria Bruni Tedeschi, başrolünde yer aldığı esere Pierre Arditi, Valeria Golino, Noémie Lvovsky gibi oyuncuları yerleştiriyor.
Filmde ailesinin yazlık evinde hayatındaki işleri yoluna koymaya çalışan ve ayrılık ateşiyle yanan yönetmen bir kadının hikâyesine odaklanılıyor. Yarı otobiyografik eserde, yönetmen olan Anna, yeni filmi için destek görüşmesine girmeden hemen evvel terk edildiğini öğreniyor. Zaten sinema işi yolunda gitmeyen yaslı kadın, ailesinin Güney Fransa’daki muhteşem yazlık evine gidiyor. Hem kızıyla vakit geçirip hem yeni filmini yazarken, ailesine itiraf edemese de ayrılık hüznünü sürdürüyor. Ancak ortaya dökülen sırlar ve ailenin beklenmedik tepkileri yüzünden bu yaz tatili, bambaşka bir hâl alıyor… MATRUŞKA SUİKASTÇI!
Fransız Luc Besson, çarpıcı filmlerle adını duyursa da son senelerde çektiği eserler ve hayatına dair çıkan haberlerle yıpranmış bir sinemacıya dönüştü. 2014 yılında vizyona gelen “Lucy” ile büyük hayal kırıklığı meydana getiren yönetmen, “Leon: Profesyonel” ve “Nikita” adlı filmlerinde beğenilen suikastçı hikâyeleri işlemişti.
Şimdi “Anna” filminde “suikast” ve “kadın” mefhumlarını tekrar bir araya getiriyor. Filmde, Rus kadın suikastçı Anna Poliatova’nın, kendisine infaz emirlerini yerine getirmek için değişik karakterlere bürünerek giriştiği maceralar işleniyor. “Anna” karakterini Sasha Luss canlandırırken Helen Mirren, Luke Evans ve Cillian Murphy ona refakat ediyor. Türk aktris Cansu Tosun da filmde rol alıyor. KGB’ye bağlı bir suikastçı olan Anna, cinayet işlemek için bazen bir model oluyor, bazen de bir pazar satıcısına dönüşüyor. Ama matruşka gibi alt kimlikler barındıran Anna’nın kim olduğu bilinmiyor. Hadiseler ilerledikçe bu işlere onu sokan sır aydınlanmaya başlıyor... “Anna” hızlı aksiyon sahneleriyle dikkat çekse de son yıllarda gösterime giren benzerlerini (“Atomic Blonde” ve “Kızıl Serçe”) düşündüğümüzde orijinal bir görünüm çizmiyor. Anlaşılan yönetmen Luc Besson’ın malum talihi devam edeceğe benziyor... HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ “13. Cuma”
¥ “Beyaz Karga”
¥ “Bahtsız Bedri”
¥  “Güller”
¥  “Kalpten Gerdanlık”
¥ “Katil Bebek Geri Döndü” EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ “Enes Batur Gerçek Kahraman”        69 bin 62
¥ “Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı 2”    62 bin 414
¥ “X-Men: Dark Phoenix” 50 bin 962
¥ “Siyah Giyen Adamlar: Global Tehdit” 49 bin 683
¥ “Aykut Enişte” 46 bin 38  

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: Sinemada, bu, hafta, |, 21, Haziran,
Yorumlar
Haber Yazılımı